15 Mayıs 2016 Pazar

Giriş

Giriş

Ahir zaman kavramı pek çok insan için tanıdık bir kavram olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu kavramı kısaca açıklamakta yarar var. Ahir zaman, "son dönem" anlamına gelir ve İslam'a göre kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve din ahlakının insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder.
Yüce Allah, Kuran-ı Kerimde İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacağını bildirmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) de, hadislerinde bu büyük ve kutlu olaya ahir zamanda Hz. Mehdi (as)'ın vesile olacağını haber vermiştir. Kuran ahlakının gereği olarak ve Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği gibi, İslam ahlakının hakimiyeti sevgiyle olacaktır. İslam ahlakının hakim olmasıyla yeryüzü huzur ve güvenliğe kavuşacak, her türlü kargaşa, çatışma, anarşi ve terör son bulacaktır. Ahir zamanın kargaşalarından ve zulümlerinden büyük sıkıntı duyan insanlar, İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacak olan Hz. Mehdi (as)'ın adaletinden, merhametinden, cömertliğinden, sevgisinden, ilgisinden razı olacaklardır. (Hz. Mehdi (as) hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenlerwww.hazretimehdi.com adresine bakabilirler.)
İçinde bulunduğumuz ahir zamanda Hz. Mehdi (as)'ın, Allah'ın izniyle, muhakkak ortaya çıkacağı Peygamberimiz (sav)'in hadis-i şeriflerinde şöyle müjdelenmiştir:
Dünyada tek bir gün kasa bile (kıyamet kopmadan) Allah o günü uzatacak, adı adıma, babasının adı da babamın adına uygun, Ehl-i Beytimden mutlaka bir şahıs (Hz. Mehdi (as)) gelecek, daha önce zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adalet ve insafla dolduracak. (Ebu Davud ve Tırmizi / Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt, s. 365)
Bu dönemde insanların huzur ve güven içinde yaşayabilmeleri için gereken her türlü şart mevcut olacaktır. Önceki dönemlerde yaşanan her türlü sıkıntının yerini bolluk, bereket ve adalet alacaktır. Ahlaksızlıklar, sahtekarlıklar, dejenerasyonun her türlüsü ortadan kalkacaktır. Bu dönem, tüm inanan insanların asırlardır özlemini duydukları, İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zamanı açıklayan detaylı anlatımlar yer almaktadır. Onun ardından pek çok İslam büyüğü de ahir zaman hakkında çok önemli açıklamalar yapmışlardır. Bu anlatımlara bakıldığında ahir zamanın, dünyanın önce büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı, ancak sonradan gerçek din ahlakının yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu, çok büyük bir bolluk ve bereketin yaşandığı, teknolojinin tüm nimetlerinin insanların hizmetine sunulduğu, bilimde, tıpta çok büyük ilerlemelerin kaydedildiği ve çok üstün bir sanat anlayışının yaşandığı bir dönem olduğu görülür.
Ahir zamanın ilk dönemlerinde, dünya Allah'ı inkar eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere olacaktır. İnsanlık yaratılış amacından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma yaşanacaktır. Büyük felaketler birbirini izleyecek, savaşlar, acılar yaşanacak ve insanlık "nasıl kurtuluruz" sorusunun cevabını arayacaktır. Ancak Allah, ahir zamanın bu büyük karmaşası içindeki insanları kurtaracak ve onları kutlu bir döneme ulaştıracaktır. Aslında böyle bereketli bir dönem Kuran ahlakını yaşayan her topluluk ve her dönem için geçerlidir. Allah, korkup sakınan ve Kuran'da bildirdiği emirlerine titizlikle uyan kullarına her zaman çok büyük nimetlerle karşılık vermiş, onları bolluk içinde yaşatmıştır.
Bu anlattıklarımız, Peygamberimiz (sav) tarafından 14 asır önce söylenmiş sözlerde ve pek çok İslam büyüğünün yazılarında detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu kaynakların bize doğru olarak ulaşıp ulaşmadıklarından, örneğin Peygamberimiz (sav)'in bu konudaki hadislerinin gerçekte O'nun tarafından söylenmiş sözler olduğundan kuşku duymanın ise gereği yoktur. Çünkü bize bu konuda yol gösteren önemli bir gerçek vardır. Hadislerde ahir zaman hakkında detaylı tasvirler yapılmakta, her konu çok ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Bu ayrıntıların bundan 14 asır önce bu kadar kapsamlı bir şekilde açıklanmış olması ve belirli bir dönem içinde art arda bunların gerçekleşmesi son derece mucizevi bir durumdur. Ve bu sözlerin kaynağının doğruluğu konusundaki tüm şüpheleri ortadan kaldırır.
Kaldı ki, İslam ahlakının dünyaya egemen olması ya da Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne dönüşü gibi ahir zamanla ilgili bazı bilgiler, doğrudan Kuran'da haber verilmektedir ve dolayısıyla doğrulukları kesindir. Allah ayetlerinde inanan kullarına, İslam ahlakının yeryüzünde hakim olacağını müjdelemektedir:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)

Peygamberimiz (sav)'in Hadislerinde Haber Verdiği Alametlerin Hepsi Bu Yüzyılda Gerçekleşmiştir

Peygamberimiz (sav)'in Hadislerinde Haber Verdiği Alametlerin Hepsi Bu Yüzyılda Gerçekleşmiştir


Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen bir hadiste;
"İnsanlar 1400 senesinde Hz. Mehdi (as)'ın yanında toplanacaklardır." (Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108)
ifadesiyle Hz. Mehdi (as)'ın  Hicri 1400'de zuhur edeceği açık bir şekilde haber verilmiştir. Yine son 1000 yılın en büyük İslam alimi Üstad Said Nursi külliyatında Hz. Mehdi (as)'ın Hicri 1400'de zuhur edeceğini bildirmiştir:
İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, s. 318)
Gerçekten de Hicri 1400'ün başlamasıyla birlikte Peygamberimiz (sav) tarafından bildirilen ahir zaman alametleri teker teker ve ardı ardına gerçekleşmeye başlamıştır.
Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen birçok hadis; büyük İslam alimi İmam Rabbani'nin ünlü eseri Mektubat-ı Rabbani'de, ehli sünnet hadis literatüründe en önemli altı kitabı olan Kütüb-i Sitte'de yer almaktadır. Ayrıca Said Nursi Hazretleri'nin eserlerinden olan Barla Lahikası, Kastamonu Lahikası, ve Şualar'da defalarca ve yine Üstad'ın Hicri 1327 yılında Şam'da Emevi Camii'nde on bin kişiye verdiği hutbesinde (Hutbe-i Şamiye'de) Hz. Mehdi (as)'ın Hicri 1400 yılında çıkacağı çok açık bir şekilde belirtilmektedir.
Peygamberimiz (s.a.v.)'in hadis-i şerifleri doğrultusunda açıklamalar yapan Suyuti Hazretleri ve Ahmed Bin Hanbel gibi büyük İslam alimleri, İslam ümmetinin ömrünün hicri 1500'lerin ilk dönemlerini pek fazla geçmeyeceğini yani hicri 1600'e ulaşmayacağını ifade etmişlerdir:
"BENİM ÜMMETİMİN ÖMRÜ 1500 SENEYİ PEK GEÇMEYECEK."(Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi, Suyuti. 2/248, tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi. (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, Kitâbu'l-İlel, s. 89.)
"BU ÜMMETİN ÖMRÜ BİN  (1000) SENEYİ GEÇECEK FAKAT BİN BEŞYÜZ (1500) SENEYİ AŞMAYACAKTIR." (Kıyamet Alametleri, s. 299)
Said Nursi de ümmetin ömrünün HİCRİ 1506 yılına kadar olacağını söylemektedir:
"... Birinci cümle, BİN BEŞ YÜZ (1500) makamiyle ahir zamanda bir taife-i mücahidinin (din için çalışanların) son zamanlarına ve ikinci cümle, BİN BEŞ YÜZ ALTI (1506) makamiyle galibane (galip olan) mücahedenin (Allah yolunda gösterilen çabanın) tarihine... işaret eder. (...) bu tarihe kadar (1506) zahir (görünen) ve aşikarane (açık, belli), belki galibane devam edeceğine remze yakın (işaret yoluyla) ima eder." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 46)
Yine Üstad, Kastamonu Lahikası'nın 33. sayfasında kıyametin kopma tarihini 1545 olarak vermiştir. (Doğrusunu Allah bilir.)
"Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktır."
"Ümmetimden bir taife.." fıkrasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder. "Hak üzerinde olacaktır." (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1506 (2082), bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane (açık ve ortada), belki galibane; sonra tâ 1542 (2117)ye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine (aydınlatma görevine) devam edeceğine remze (işarete) yakın îma eder. "Allah'ın emri gelinceye kadar" (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1545 (2120), kâfirin başında KIYAMET KOPMASINA îma eder. (Kastamonu Lahikası, s. 33)
Bu sahih kaynaklar doğrultusunda Hz. İsa (as)'ın yeniden yeryüzüne dönüşünün, Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının, İslam ahlakının yeryüzüne hakim oluşunun vaktinin Hicri 1400'den sonraki bir yüzyılda olmayacağı son derece açıktır. Hicri 1400 yılı İslam ahlakının, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) önderliğinde tüm dünyaya hakim olacağı yüzyıldır. Ardından ise yeniden çok büyük bir bozulma yaşanacak, bu bozulmanın sonunda kıyamet kopacaktır. (Doğrusunu Allah bilir)
Tüm Müslümanların, Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen ahir zaman ile ilgili sahih hadislere ve büyük İslam alimlerinin izahlarına kesinlikle itibar etmeleri gerekmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametleri olarak bildirdiği olayların hepsi arka arkaya gerçekleşmiştir.Tam kendisinin söylediği şekilde Hicri 1400'in başlamasıyla birlikte Fırat'ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe'de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı'nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak'ın Kuveyt'i işgali sırasında  petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu'dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül'de Amerika'daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki tane kuyruğu olan ve diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet ortaya çıkmıştır. Tüm bu yaşananlar ahir zamanda olduğumuzun, bu yüzyılda Hz. İsa (as)'ın yeniden dünyaya geleceğinin, Hz. Mehdi (as)'ın çağında yaşadığımızın delilidir.
Bu alametlerin Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği şekilde gerçekleştiğini görmek kesinlikle ahir zamanda yaşadığımıza, Hz. İsa (as)'ın bu dönem içinde geleceğine, Hz. Mehdi (as)'ın inşaAllah zuhur etmiş olduğuna, ve kıyametin yaklaşarak geldiğine, samimi bir Müslümanın inanması için yeterlidir.

Kuran'da İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetine İşaret Eden Ayetler

Kuran'da İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler Peygamberimizin Altınçağ'ı tarif eden haberleriyle çok büyük paralellikler göstermektedir. Böyle bir olay bugüne kadar gerçekleşmediğine göre, Kuran ayetlerinde haber verilen geniş çaplı hakimiyetin, Peygamberimizin haber verdiği ahir zamana işaret ettiği de son derece açıktır. Kuran ahlakına sahip kulların güç ve iktidar sahibi kılınmasıyla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten      Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8-9)
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)
Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Yunus Suresi, 82)
Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42)
Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın, katıksızca iman edenlerin yeryüzüne mirasçı kılınacakları da Kuran'ın pek çok ayetinde vurgulanan ilahi bir kanundur:
Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)." (peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)
Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi. Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. (Araf Suresi, 128-129)
Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18)

Altınçağ

Altınçağ


Peygamberimizden aktarılan pek çok hadiste, yeryüzünde İslam ahlakının hakim olacağı bir dönemin yaşanacağına işaret edilmektedir. İşte ahir zaman olarak bahsettiğimiz dönem Kuran ahlakının hakim olacağı bu dönemdir. "Altınçağ" ismiyle de bilinen bu dönem, hadislerden de anlaşılacağı üzere yarım yüzyıldan fazla sürecek "Asr-ı Saadet" benzeri bir devir olacaktır. Peygamberimizin bu devri tasvir ederken cennet benzeri özelliklerle anlatması sebebiyle bu devreye "Altınçağ" ismi verilmesine neden olmuştur.
Her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet, güven ve adaletin temini, huzur ve saadet, her türlü teknolojik gelişmenin insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılması, ihtiyaç içinde olan kimsenin kalmaması, isteyene istediğinden sayılmadan, kat kat fazlasıyla verilmesi, bu devrin belli başlı özelliklerindendir. Hadis-i şeriflerde o dönemde "silahların susacağı"nın bildirilmesi, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağının  müjdesidir. Altınçağ'da, önceden aralarında husumet olan halklar arasında çok büyük bir kardeşlik yaşanacak, her türlü kavganın yerini barış, dostluk ve sevgi alacaktır.
Teknolojik gelişmeler ahir zamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde, ulaşımda çok büyük gelişmeler yaşanacak, sürekli yeni buluşlar yapılacaktır. Her yeni buluş bir başkasına öncülük edecek, gelişmeler çok büyük bir hız kazanacaktır.
Sanatta çok büyük ilerlemeler kaydedilecek, müzikte, tiyatroda, resimde birbirinden güzel eserler ortaya çıkacak, Allah'a olan imanın insanlara verdiği geniş ufuk ve derin düşünce, tüm sanat dallarına öncülük edecektir. İnsanlar Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklardır ki; bir hadisin ifadesine göre "zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını" isteyeceklerdir. Peygamberimizin bir diğer sözünde ahir zamandaki ortam şu şekilde tarif edilir:
… Küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler... İyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır." 1

DİPNOTLAR

    1- Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17

Altınçağ'da Görülmemiş Bir Bolluk Olacaktır

Altınçağ'da Görülmemiş Bir Bolluk Olacaktır

Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük bolluk ve bereketin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde ihtiyacı olana istediğinden kat kat daha fazlası verilecek, en ufak bir sıkıntı, yokluk, açlık yaşanmayacaktır. Yeryüzündeki tüm zenginlikler ortaya çıkacak, geliştirilen yeni tarım teknolojileri sayesinde topraktan her zamankinden çok daha fazla ürün elde edilecektir. İman eden, Allah yolunda hizmet eden kişilerin bu uğurda yaptıkları her türlü güzelliğin karşılığı hem dünyada, hem de ahirette kat kat verilecektir. Hayatın her anında yaşanan bolluk ve bereket, İslam ahlakını yaşayan müminlere Allah'ın verdiği bir güzellik olacaktır. Her yaptıkları iş onlara büyük bir zenginlik olarak geri dönecektir. Allah, bir ayetinde Müslümanların mallarından Kendi rızası için infak ettiklerinde karşılık olarak bulacakları bereketi şu şekilde belirtir:
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)
Bu dönemde ürünlerde ve mallarda o zamana kadar görülmemiş bir bolluk olacağı, bu ürünlerin sayılıp, ölçülmeden her isteyene dağıtılacağı pek çok hadis-i şerifte de bildirilmektedir:
Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır.2
Resulullah buyurdu ki: "Ümmetimin sonunda bir halife gelecek, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır." 3
O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur.4
…Gökyüzü yağmurundan hiçbir şeyi esirgemeyecek ve cömertçe bol yağdıracak. Yeryüzü ve bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir.5
…Ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pekçok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır.6
Resul-i Ekrem efendimiz şöyle buyurdu: "Ümmetimin sonunda öyle bir devlet reisi olacak ki avuç avuç mal ve para avuçlayacak ve bu malı adet olarak ihata edip saymayacaktır."7
Mehdi insanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir.8
…Yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.9
… Arz, içerisinde gizlediği bütün zenginliklerini, altından ve gümüşten sütunlar halinde dışarı atacak.10

Bolluk Nasıl Sağlanabilir?

İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... İnsan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir... Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.11
Bu rivayette ahir zamanda modern tarıma geçilmesi, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı çalışmaları ve yağmur sularının yeni barajlar, göletler yapılarak değerlendirilmesi sonucunda oluşacak üretim artışına dikkat çekilmektedir.
Nitekim günümüzde teknoloji çok büyük bir hızla gelişmekte, ürünlerin hem kalitesinde hem de üretim miktarında çok fazla artırıma gidilebilmektedir. Özellikle de genetik biliminde yaşanan çok hızlı gelişme, teknolojinin her türünde olduğu gibi tarım teknolojisinde de büyük bir devrim yaşatmaktadır. Kuşkusuz gün geçtikçe bu verimlilik de giderek daha çok artacak ve Altınçağ'da en üst noktasına ulaşacaktır.

Ürünlerde Yaşanacak olan Gelişmeler

Ahir zamanda teknoloji alanındaki her gelişme hiçbir ayrım gözetmeden tüm insanların yararına kullanılacaktır. Şu an sadece belirli zümreler ya da toplumlar teknolojinin sağladığı kolaylıklardan, güzelliklerden ve imkanlardan faydalanabilirken, Altınçağ'da tüm dünya halkları, ırk, yaş, cinsiyet, dil farkı gözetilmeden, eşit bir şekilde teknolojiden istifade edebileceklerdir. Zengin olan da fakir olan da bu nimetlerden aynı oranda faydalanabilecek, kimse ayrıcalıklı olmayacaktır. Hiçbir insan açlık, sefalet çekmeyecek, çok büyük bir bolluk ve bereket içinde yaşayacaktır. Bu bolluğun sağlanması için de eldeki tüm teknolojik imkanlar kullanılacak, sağlıklı, lezzetli, dayanıklı, ucuz ve çok bol ekin veren bir tarım sistemine geçilecektir. Bu konudaki teknolojik gelişmelerin neler olabileceği günümüzün bilimsel gelişmeleriyle de yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Özellikle de genetik alanında yapılan çalışmalar Altınçağ'da yaşanacak olan bolluk ve bereketin birer habercisidir.
Bahçe
Peygamberimizin Altınçağ ile ilgili bir hadisi şöyledir:
"O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 16)
Altınçağ mallarda ve ürünlerde çok büyük bir bolluğun yaşanacağı bir dönemdir. Bu dönemde teknolojide ve bilim alanında yaşanacak olan gelişmeler sonucunda ürünlerde üstün bir kalite, dayanıklılık ve bereket sağlanacaktır.
Genetik bilimi bitkisel ve hayvansal besin üretim alanlarında çok geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bitkilerin genetik şifrelerinde, yani DNA'larında, hastalığa sebep olan özelliklerin iyileştirilmesi, kalitenin ve dayanıklılığın artırılması yavaş yavaş mümkün olabilmektedir. Sağlıklı bir ürünün iyi ve kaliteli hammaddelerden elde edilebileceği düşünülürse, bu yöntemlerle soğuğa, sıcağa ve fazla tuza dayanıklı bitkilerin üretilmesi sağlanıp, tarım alanında çok köklü bir yenilik olacaktır. Bu şekilde herhangi bir üründeki protein ya da vitamin oranlarının artırılması, DNA parçaları aktarılarak sağlanabilecektir. Aynı yöntem kullanılarak hastalıklara, zorlu iklim şartlarına ve zararlı haşarelere dayanıklı bitkiler elde etmek üzere çalışmalar devam etmekte ve çok hızlı sonuçlar alınmaktadır. Tohumlar üzerinde yapılan bu genetik çalışmalarla her türlü zararlı etki azaltılmaya çalışılmakta, önceden sadece belli mevsimlerde yetişen bitkilerin dört mevsimde de yetiştirilebilmesine çalışılmaktadır. Tüm bu çalışmaların sonuçlanması tarım alanında çok büyük bir bolluğun ve bereketin habercisi olacaktır. Ahir zamanda İslam ahlakını hakim kılacak olan samimi Müslümanlar, ürünlerde yaşanan bu bolluğu insanlar arasında adaletle dağıtacaklar, her isteyene istediğinden saymadan misliyle vereceklerdir. Allah bu üstün ahlakı gösteren tüm kullarını her dönemde çok büyük bir bolluk içinde yaşatmıştır, onları dünyada ve ahirette çok büyük nimetlerle müjdelemiştir. Bu müjde Nahl Suresi'nde bildirilmektedir:
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)
Genetik bilimi gibi diğer bilimsel çalışmalar da meyve, sebze gibi her türlü yiyeceğin bozulup, çürümeden daha uzun süre dayanır hale getirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Ahir zamanda yaşanacak olan bolluğun bir işareti de ürünlerin uzun süre bozulmadan dayanabilmesi, saklanabilmesi, içlerindeki her türlü zararlı maddelerden arındırılması olacaktır. Bu konuda, teknoloji alanında çok büyük gelişmeler yaşanmakta, yeni yöntemler ortaya çıkmaktadır. Işınlama, yüksek ısı, yüksek basınç ve genetik çalışmalar bu ürünlerin bozulmalarına yol açan bakterilerin etkisiz hale getirilmesini ve böylece aylarca bozulmadan saklanabilmesini sağlayabilmektedir. Örneğin yiyeceklerin gamma ya da elektron ışınlanmasıyla, bozulmasına ve çürümesine yol açan bir takım mikropların, bakterilerin, böcek yumurta ve kurtlarının azaltılması ya da tamamen yok edilmesi mümkün olmaktadır. Işın dozajına göre elde edilen sonuç da değişmektedir. Dayanıklılığın sağlanmasının yanında besin zehirlenmelerinin de önüne geçmek bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu işleme tabi tutulmuş yiyecekler doğal yapısındaki tadını, tazeliğini, lezzetini ve rengini aslına çok yakın bir şekilde koruyabilmekte, doğal sıvılarını da kaybetmemektedir. Işınlanan bir çilek aylarca bozulmadan buzdolabında saklanabilmekte, bir patates filizlenmeden aylarca dayanabilmektedir. Bu yolla, israfın engellenmesi, eldeki tüm zenginliğin en iyi şekilde kullanılması mümkün olabilecek, çürümelerin, bozulmaların önüne geçilebilecektir.
O, sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina kıldı. Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık çıkardı. Öyleyse (bütün bunları) bile bile Allah'a eşler koşmayın. (Bakara Suresi, 22)
Henüz denenme aşamasında olan ve çok kısıtlı alanlarda uygulamaya geçen tüm bu teknolojik gelişmeler, ahir zamanda yaşanacak olan bolluk ve bereketin sağlanmasında kuşkusuz çok etkili olacaklardır. Bu sayede eldeki imkanlar en iyi şekilde kullanılacak, israf ve iş gücü en aza indirilecek, insanlar çok dayanıklı, kaliteli ve çok bol üretim yapabilecekler. Altınçağ'da tüm bu teknoloji yeryüzündeki insanların faydasına kullanılacak, nimetler insanlar arasında adaletli bir şekilde paylaştırılacaktır. Ülkeler, ırklar, topluluklar arasında hiçbir ayrım gözetilmeyecektir. Birbirinden kilometrelerce uzakta yaşayan ya da kültürel açıdan aralarında hiçbir benzerlik bulunmayan halklarda da aynı eşit dağılım ve adaletli yönetim hakim olacaktır. Yeryüzündeki bu cennete benzer ortamı sağlayacak olan da, Kuran ahlakının gerçek anlamda yaşanacak olmasıdır. Allah'tan korkup sakınan, her yaptığı işte Allah'a yönelip dönen samimi Müslümanların adil yönetimi, dünya üzerinde çok büyük bir güven, huzur ve bereket oluşturacaktır.
TarlalarTarlalar
Teknolojide yaşanan gelişmeler tohumkalitesinde ve sulama teknolojilerinde çok etkili olacaktır. Böylece pek çok kurak arazi verimli hale gelecek, mahsulde artış yaşanacaktır.
Teknolojinin tarım alanında yapacağı katkılardan biri de uyduların yardımı olacaktır. Uydular aracılığıyla anı anına izlenebilen tarımsal alanlarda, her türlü zarara karşı çok önceden önlem alma imkanı doğacaktır. Hem iklim şartları, hem yeraltındaki mineral ve su kaynakları, hem de zararlı bitki ve haşareler uydu aracılığıyla çok yakından izlenecek, mahsule zarar vermeden önce gereken tedbirler alınacaktır. (Yanda) Uydudan alınan bu resimde zararlı böcekler tarafından işgal edilen bölgeler kırmızı olarak gösterilmiştir.
Günümüzde uydu teknolojileriyle tarım alanlarının kontrolü Amerika'nın bazı eyaletlerinde uygulamaya geçmiş ve çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Genetik çalışmalar sonucunda vitamin oranı yüksek, uzun süre dayanan ve daha gelişmiş ürünler elde edilecektir.

Çöllerin Yeşertilmesi

Ahir zamanda ürünlerde yaşanacak olan bolluğa işaret eden bir başka teknolojik gelişme de çöllerin yeşertilmesidir. Dünyada kara parçalarının yüzde kırk üçünü çöllerin oluşturduğu düşünülürse, bu konunun tarım teknolojisi için ne kadar büyük bir önem taşıdığı daha kolay anlaşılır. Günümüzde suyun verimsiz çöl topraklarına kadar ulaştırılmasıyla, en kurak topraklarda bile üretim yapılabilmektedir. Eğer bu yüksek teknoloji tüm çöllere uygulanırsa, kıtlığın eşiğinde olan pek çok ülke çok verimli ekim alanlarına kavuşacaktır. Tabi bunun için çok büyük bir teknoloji gerekmektedir.
Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi için sulama konusunun çözülmesi ve ekim yapılabilir toprakların sağlanması gerekir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı doğrudan bitkilerin kök bölgelerine yönlendirilmekte, tek bir damla suyun bile israf edilmesi engellenmektedir. Her türlü suyun arıtılarak kullanıma geçirilmesi de çöl tarımında çok önemli bir yer tutar. Bunun için sel ve deniz sularının çok hızlı bir şekilde kullanıma geçirilmesi de tarım teknolojisinin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde çok geniş bir su kaynağı sağlanmış olacak ve ülke ekonomilerine çok büyük bir destek sağlanacaktır. Peygamber Efendimiz hadislerinde suyun çok verimli şekilde kullanılmasına da işaret etmiştir:
…ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pekçok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır.12
Çöllerin yeşertilmesi
Çöllerin yeşertilmesine bir işaret de, Peygamberimizin "...yer namına ne varsa hepsi ekilecek" şeklindeki hadisidir. (Kıyamet Alametleri, s.255) Dünyadaki kara parçalarının %43'ünü çöllerin oluşturduğu düşünülürse, çöllerin yeşertilmesinin kıtlık çeken ülkeler için ne kadar büyük önem taşıdığı daha iyi anlaşılır.
Çöllerin yeşertilmesi konusunda başka bir araştırma konusu ise topraksız tarımdır. Altınçağ'da hiç toprak olmadan yapılacak olan tarım, özellikle de iklim koşullarının elverişsiz olduğu düşük gelirli bölgeler için çok büyük bir önem teşkil edecektir. Üstelik bunun için bölgedeki su koşulları da önemli değildir. Şu an dünyanın çok kısıtlı bölgelerinde uygulamaya geçirilen "Hydroponics" ismini taşıyan bu teknoloji ile çok verimsiz çöl ortamlarında dahi sebze üretimi yapılabilecek, kuraklık ve sefalet yaşayan bölgeler bolluk ve bereketle dolacaktır. Su içinde meyve ve sebze üretimi yapılmasının pek çok avantajları arasında bitkinin ihtiyaç duyduğu mineralin istendiğinde üretici tarafından eklenebilmesi, suda ve toprakta bulunan mikropların olmaması sayılabilir.
Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi için sulama konusunun çözülmesi gerekir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı yönlendirilmekte ve suyun israf edilmesi engellenmektedir. Altınçağ'da tüm bu teknolojiler insanların hizmetine verilecektir.

Hayat Pahalılığı ve Darlık Yılları Biter

Daha önce de söylediğimiz gibi "Altın Çağ" olarak da adlandırılan bu devirde çok büyük bir zenginlik ve refah yaşanacaktır. İhtiyaç içinde olana istediğinden kat kat fazlası verilecek, hiçbir şey sayılıp ölçülmeyecektir. Bundan önceki devrin özelliği ise, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve darlık yılları olmasıdır. Bu dönemde fakirler daha da fakirleşirken, zenginlerin malı mülkü katlanarak artmaktadır. Hadislerde de ahir zamanın bu özelliği vurgulanır:
Fakirler çoğalacak.13
Allah din ahlakından uzaklaşan insanlara açlık ve sefalet gibi belaları bir uyarı olarak isabet ettirmektedir. Oysa büyük sıkıntı ve zorluk içinde yaşayan bu insanlar eğer, iman etmiş olsalar, sıkıntılar ardından bir kolaylık bulacaklardır. Gerçekten de Allah iman eden ve kendi yolunda çalışan, şevkle hizmet eden Müslümanlara çok büyük bir zenginlik, refah ve mutluluk yaşatırken, inkar edenlere de bu inkarlarından dolayı çok büyük bir sıkıntı yaşatmaktadır. Allah insanların nankörlük ettikleri dönemlerde, onlara lütuf olarak verdiği nimetleri ellerinden almakta, onları açlık ve korkuyla imtihan etmektedir. Bu İlahi adalet, bir ayette şöyle haber verilir:
İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır. (Rum Suresi, 41)
Kuran'da nankörlükleri sonucunda Allah'tan kuraklık ve ürün kıtlığına uğratılan Firavun ve çevresi örnek olarak verilir. Firavun çok büyük bir zenginlik ve mülk içindeyken Allah tarafından bir hatırlatma olarak ürün kıtlığıyla denenmiştir:
Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık. (Araf Suresi, 130)
Kuran'da aktarılan diğer pek çok kıssada inkarcı kavimlerin bu özellikleri üzerinde durulur:
Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı. (Nahl Suresi, 112)
Allah inkarcılara yaşattığı geçim sıkıntısının gerçek sebebini bir ayette şöyle bildirmektedir:
Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır... (Taha Suresi, 124)
Uyarıcıların sözlerine kulak vermeyen ve inkarda direten topluluklar her zaman için çok büyük bir sıkıntıyla karşılık görmüşlerdir. Oysa hadislerde bildirildiği ve Kuran ayetlerinde haber verildiği gibi Müslümanlar imanlarının karşılığı olarak büyük nimetlerle ödüllendirilirler. Ayrıca Peygamber Efendimiz de özellikle ümmetinin son döneminde, yani ahir zamanda Müslümanların büyük bir bolluk içinde yaşayacaklarını haber vermiştir:
… Öyle bir zaman gelecek ki o zamanda kişi (ayırdığı) altın sadakasıyla (taraf taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını alacak hiçbir (fakir) kimse bulamayacak.14
…O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak….15
… Muhakkak ki o zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da, onu hiçbir kimse (tenezzül edip) kabul etmeyecektir.16

DİPNOTLAR

       2- Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508/ İbni Mace-Tabaranai'nin Kebiri
3- Sahih-i Müslim, 11/351
4- Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 16
5- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 437
6- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
7- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 433
8- El-Kavlu Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24
9- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 45)
10- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s.464
11- Kıyamet Alametleri, s. 164/ El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24
12- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23
13- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.457
14- Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.462
15- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 26
16  Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.464

Teknolojide Büyük İlerlemeler Görülecek

Teknolojide Büyük İlerlemeler Görülecek

İçinde yaşadığımız yüzyıl, özellikle de son çeyreği, teknolojinin gelişimi açısından dünya tarihinde görülmemiş bir hıza sahne olmuştur. Bundan 100 sene önce ismi bile bilinmeyen pek çok teknolojik araç hayatımızın vazgeçilmez parçaları haline gelmiştir. Hatta bundan 10 sene önceki teknoloji ile günümüzdeki teknoloji arasındaki fark hayal edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Şu anki gelişmeler bize Altınçağ'da yaşanacak olan ilerlemeler hakkında da çok önemli işaretler vermektedir.
Altınçağ'da teknolojide yaşanacak olan ilerlemeler, insanların hayatlarında çok büyük bir konfor ve kolaylık sağlayacaktır. Eskiden sadece hayal edilebilen pek çok yenilik, teknolojinin gelişmesi sayesinde hayatın her anına yayılacaktır. İnsanlar evlerinde, işlerinde, okullarında bu gelişmeler sayesinde çok büyük kolaylıklar yaşayacak, rahat, eğlenceli ve zevkli ortamlara kavuşacaklardır. Ev hayatında bilgisayarların kullanılması insanlara hız kazandıracaktır. Örneğin her türlü alışveriş, ağır işler, güvenlik, ısıtma, havalandırma, elektrik, acil durum sistemleri bilgisayarlar aracılığıyla kontrol edilecek, robotlar çoğu işte insan gücünün yerini alacaktır. İnsanlar evlerinde otururken ya da televizyon izlerken tüm işlerini robotlar sayesinde, otomatik işlemlerle halledebileceklerdir. Evlerin temizlenmesi, bozuk olan her türlü aletin onarılması, hareketli mikroçipler sayesinde evdeki toz ve akarların tamamen ortadan kaldırılması, bilim adamlarının gelecekte robotlarla halletmeyi planladığı konuların başında gelmektedir. Altınçağ'da tüm bu planlar gerçekleşecek, insanların vaktini alan her türlü iş teknolojik aletler tarafından halledilecektir.
Teknoloji dünyanın tüm güzelliklerini insanların önüne serecek, üç boyutlu ortamlarda, sanal televizyonlarla pekçok yeri gezmelerini, eğlencelere katılabilmelerini, zeka geliştirecek oyunlarla oynayabilmelerini mümkün kılacaktır. İnsanlar sanal ortamlarda pek çok tecrübeyi önceden edinebilecek, kendilerini geliştirebilecek ve eksikliklerini giderebileceklerdir.
Eğitim sistemi bilgisayar ve internet teknolojisinin gelişmesi ve daha geniş bir alana yayılmasıyla çok köklü bir değişim gösterecektir. Çocukların ev ortamından tüm eğitimlerini takip etmeleri sağlanacaktır. Bunun yanında okuma ve ezber ağırlıklı eğitim yerine, çocukların sanal ortamda deneyim kazanarak, bizzat uygulayarak ya da internet televizyonları aracılığıyla görsel olarak öğrenebilecekleri bir sistem hayata geçirilecektir. Günümüzde sadece çok kısıtlı alanlarda uygulanan sanal ortamda eğitim, insanlara çok büyük bir kolaylık sağlamakta, tecrübe kazanılmasına imkan tanımaktadır. Örneğin, pilot eğitimi sırasında kullanılan sanal uçaklarda pilotlar her türlü kazaya, hava şartına, teknik hatalara karşı tecrübe kazanmaktadır. Altınçağ'da bu şekilde bir eğitim tüm iş dallarında ve eğitimde hayata geçecek, bu şekilde pekçok hatanın, eksikliğin önüne geçilebilecektir.
Altınçağ'da eğitim alanında yaşanacak olan bu köklü değişimin en önemli özelliği ise bu tip gelişmelerden tüm dünya halklarının adil bir şekilde faydalanmasını sağlamak olacaktır. Her dönemde olduğu gibi Altınçağ'da da, Kuran ahlakına uyan insanlar layık oldukları tüm güzelliklere, konfora ve kolaylıklara kavuşacak, bolluk ve bereket içinde yaşayacaklardır.

Ulaşımda Yaşanacak Gelişmeler

Altınçağ'da ulaşım teknolojisinde yaşanan gelişmeler insanların rahatını, güvenliğini ve konforunu sağlayacak, zaman kaybını en aza indirecektir. Yeni yapılan yollar ve araçlarla kaza riski en aza indirilecek, bunun için gereken her türlü önlem alınacaktır.
Size kendi rahmetinden taddırması, emriyle gemileri yürütmesi ve O'nun fazlından (rızkınızı) aramanız ile umulur ki şükretmeniz için, rüzgarları müjde vericiler olarak göndermesi, O'nun ayetlerindendir. (Rum Suresi, 46)
Ulaşımın büyük bir bölümü yeraltından olacak, bu şekilde görüntüyü bozan her türlü ayrıntı ortadan kaldırılmış olacaktır. Bunun sonucunda trafik sorunu da ortadan kalkacak, çok daha güzel ve estetik bir ortam oluşacaktır. Ulaşım araçlarında kullanılan ve hava kirliliğine neden olan yakıtların yerini kalıntı bırakmayan güneş ya da rüzgar enerjisi gibi yakıtlar ya da elektrik alacak. Böylece bu şekilde oluşan rahatsızlıklar engellenecektir.
Ses hızını aşan uçaklarda, trenlerde ve diğer çok gelişmiş ulaşım araçlarında insanların ihtiyaç duyabileceği her türlü konfor bulunacaktır. Altınçağ'daki tüm bu teknolojik gelişmeler maddi imkanı olan belli bir kesimin kullanabildiği araçlar olmaktan çıkıp, tüm insanların kullanımına sokulacaktır. İslam ahlakının yaşandığı bu dönemde herkese aynı güzellikler, aynı imkanlar eşit olarak dağıtılacak, insanlar arasındaki ayrımlar kesin olarak ortadan kalkacaktır.
Ahir Zamanda Teknolojide Yaşanacak Hız
Bang & Olufsen
Bilgisayarlar20. yüzyılın son yirmi yılı teknolojinin gelişimi açısından Dünya tarihinde görülmemiş bir hıza sahne olmuştur. Yıllar önce varlığından bile haberdar olunmayan pek çok teknolojik alet, insan hayatının "olmazsa olmaz" parçaları haline gelmiştir. Örneğin 1980 tarihli dergilerde uzay teknolojisi olarak nitelendirilen cep telefonları günümüzün en yaygın iletişim aracı halini almıştır.  Bilim ve teknoloji alanında yaşanan bu hızlı gelişme, Kuran ahlakının hakim olacağı Altınçağ'da yaşanacak olan büyük ilerlemeler hakkında da bizlere bir fikir vermektedir.
1960'lara kadar sadece siyah-beyaz görüntülü olan televizyonlarda özellikle de son 20 yıl içinde çok büyük bir gelişme gösterilmiştir.  Görüntü ve ses kalitesi artmış, üç boyutlu televizyonların kullanıma geçmesi için çalışmalar hızlanmıştır.
Graham Bell'in ilk telefonu bulmasının ardından iletişim konusunda çok hızlı gelişmeler yaşanmıştır. Özellikle de cep telefonunun bulunmasından sonraki 20 yıl içinde iletişim çok büyük bir hız kazanmıştır. Cep telefonundan görüntülü telefonlara geçiş sadece birkaç on yıl içinde gerçekleşmiştir.
Tarihte ilk ses kaydı 1877 yılında Thomas Edison tarafından yapılmıştır. Son 20 yılda yaşanan gelişmeler ise gerek ses kalitesinde gerekse şiddet ve kayıt sisteminde  mükemmeli yakalamayı hedeflemektedir.
20. yüzyıldaki en büyük gelişme hiç kuşkusuz bilgisayar teknolojisinde yaşanmıştır. İlk bulunduğu dönemde çok hantal bir görünüme sahip olan bilgisayarlar, özellikle de son 20 yılda internet teknolojisinin de katkısıyla çok hızlı bir gelişme göstermiştir. Tıptan eğitime, bilimden günlük hayata kadar insan hayatında çok önemli bir yer edinen bilgisayarlar, beraberinde çok büyük kolaylıklar ve yenilikler de getirmiştir.
Fotoğraf makinesinin icat edilmesiyle ilk kez bir nesnenin görüntüsü kayda geçirilmişti. Günümüzdeki hassas ayarlara sahip ve mikro boyutlardaki makinelere geçiş ise son 20 yıl içinde gerçekleşmiştir.
SimulasyonDvd
Altınçağ'da çocukların okuma ve ezber ağırlıklı eğitim yerine sanal ortamda deneyim kazanarak ve bizzat uygulayarak öğrenebilecekleri bir sistem hayata geçirilecektir.
Günümüzde pilotların eğitimi sırasında uygulanan sanal eğitim çok olumlu sonuçlar vermekte, pilotların her koşula alışmalarına ve tecrübe kazanmalarına imkan tanımaktadır. Altınçağ'da bu görsel ve uygulamalı eğitim sisteminin pek çok iş dalında uygulamaya geçmesiyle eğitim sisteminde ilerlemeler sağlanacaktır.
Sanal ortamda araba yapımı ile ilgili eğitim gören bir insan için aksaklıkları fark etmek ve çözümler bulmak çok daha kolay olacaktır. Bu şekilde, ezbere eğitimin zorluklarının yerini tecrübe ve kalite alacaktır.
Altınçağ'ın en önemli özelliklerinden biri de her türlü teknolojik gelişmenin insanların konforu, rahatlığı ve zevki için kullanıma geçirilmesi olacaktır. Ama burada önemli olan bu imkanların belli bir kesime değil, tüm insanlığa sağlanmasıdır. 
Teknolojide ve insanların günlük yaşamları içinde, robotlar kullanılmaya başlandığında çok büyük bir konfor yaşanacaktır.
Uçak, tren
Altınçağ'da teknolojik alanda yaşanan gelişmeler yeni enerji kaynaklarının kullanımına imkan sağlayacaktır. Böylece ulaşım araçlarında kullanılan ve hava kirliliğine neden olan fosil yakıtların yerini, kalıntı bırakmayan güneş ya da rüzgar enerjisi gibi yakıtlar ya da elektrik alacaktır. Bu şekilde araçların insanlara verdikleri tüm rahatsızlıklar da ortadan kaldırılacaktır.
Buharlı trenlerden ses hızındaki trenlere geçiş çok hızlı olmuştur. Fakat Altınçağ'da ulaşım alanındaki hedeflerin başında hızın yanında insanların güvenliği, rahatı ve konforu olacaktır.
Ulaşımın büyük bir bölümü yeraltından olacak, bu şekilde görüntüyü bozan her türlü ayrıntı ortadan kaldırılmış olacaktır. Bunun sonucunda trafik sorunu da ortadan kalkacak, çok daha güzel ve estetik bir ortam oluşacaktır.

İletişim Alanında Yaşanacak Olan Gelişmeler

Altınçağ'da yaşanacak olan gelişmelerden biri de iletişim alanında olacaktır. O dönemde dünyanın dört bir yanındaki insanlarla çok hızlı ve çok çabuk haberleşme sağlanabilecek, bilgi alışverişinde bulunulacaktır. Özellikle de uyduların haberleşme alanında sağladığı kolaylıkların tüm insanların kullanımına sunulmasıyla haberleşmede çok büyük bir hız kazanılacaktır. Sesle haberleşmenin yerini telefon edenlerin hem sesini hem de üç boyutlu görüntüsünü yansıtan holografik telefonlar alacaktır.

Bilgisayar ve İnternet Teknolojisi İnsanlığın Hizmetinde

Ahir zamanda hayatın bu kadar büyük bir bolluk ve bereket içinde olmasında hiç şüphesiz bilgisayar teknolojisi çok önemli bir yer tutacaktır. Artık insan hayatının her aşamasında çok büyük kolaylıklar sağlayan bilgisayar, günlük hayatta, iş hayatında, şehir planlamasında, tıpta, iletişimde, sanatta çok büyük bir hız kazandırmaktadır. Altınçağ'da ise bu gelişmeler daha da büyük bir hız kazanacak ve her türlü gelişme insanlığın hizmetine sunulacaktır.
Bu arada 20. yy'da yaşanan en önemli gelişmeler arasında sayılan "İnternet ağı"da insanlık tarihinde bir çığır açmıştır. Dünyanın dört bir yanındaki insanların saniyeler içinde birbirlerine ulaşabilmeleri, bilgilerini paylaşabilmeleri, konuşabilmeleri, tartışabilmeleri, kısacası her şekilde haberleşebilmeleri uluslararası internet ağı sayesinde mümkün hale gelmiştir. Artık birşey öğrenmek, bir kütüphanede araştırma yapmak, uluslararası bir teşkilatın raporlarını incelemek, dünyada gelişen olaylara, teknolojik gelişmelere ve bu konuda yapılan yorumlara ulaşmak insanların yalnızca birkaç dakikasını almaktadır. Böylece tüm insanların uzun yıllar araştırmalar yapıp, inceledikleri bilgiler, hiç emek harcamadan insanların kullanımına açılmıştır.
İnternet sayesinde dünyada var olan bilgi birikiminin insanlar arasında paylaşılmasını engelleyen tüm problemler tamamen ortadan kalkmıştır. Dünya üzerindeki tüm gelişmeler herhangi bir fark gözetilmeden, tüm halklara bilgi olarak anında ulaştırılabilmektedir. Giderek daha da gelişen internet teknolojisi kuşkusuz ilerleyen dönemlerde çok daha gelişmiş haliyle kullanımda olacaktır.
Burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek yerinde olacaktır. Dünya tarihi incelendiğinde, insanlığın hiçbir dönemde böylesine büyük gelişmeler yaşamadığı görülmektedir. Özellikle teknoloji alanında 20. yüzyıl boyunca yaşanan gelişmeler geçmiş dönemlerde yaşanmamıştır. Bundan yalnızca 100 yıl önce bir insana dünyanın bugünkü durumu gösterilmiş olsa kuşkusuz çok büyük bir şaşkınlık yaşardı. Hatta 100 yıl önce değil, bundan 15-20 yıl önce bir insana internet teknolojisinden bahsedilse, bunu son derece uzak, belki 100 yıl sonra ancak ulaşılabilecek bir gelişme olarak değerlendirirdi. İşte tüm bu gelişmeler, insanların çok önemli dönemlere yaklaşmakta olduğunun işaretleridir. Görülen odur ki, yaklaşmakta olan Altınçağ her türlü teknolojinin en üst seviyede yaşandığı, insanların önüne binlerce nimetin sunulduğu, son derece ihtişamlı bir dönem olacaktır.

Enerjide Teknolojik Devrim

Sanayi devrimiyle birlikte başlayan enerji çağı, 20. yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmelerle çok büyük bir önem kazanmıştır. Eldeki verilere göre önümüzdeki 50 yıl içinde dünya nüfusu ikiye katlanacak ve bu nüfusun enerji kullanımı şu andakinden üç kat fazla olacaktır. Bunun yanında en iyimser tahminlere göre dünya üzerindeki petrol rezervlerine 40 yıl ömür biçilmektedir. Doğal gaz ise daha kısa bir sürede tükenecektir. İşte bu hesaplamalar bilim adamlarını hem daha ucuz, hem daha rahat bulunan enerji kaynakları arayışına itmiştir. Petrolün yerini alacak olan bu enerji kaynakları için birkaç ana başlık üzerinde durulmaktadır: Güneş, rüzgar ve su.
Güneş, rüzgar ve su gibi çevreye zarar vermeyen kaynaklardan enerji elde edilmesi önümüzdeki yüzyılların en önemli gelişmeleri olarak düşünülmektedir. Örneğin rüzgar enerjisinin kullanılması özellikle sahil kentlerinin ekonomisinde çok büyük bir atılıma neden olacaktır. Kendi kaynaklarından üretim yaptıkları için dışa bağımlılıkları azalacak ve halkın refahı için çok önemli gelişmeler sağlanabilecektir. Özellikle de rüzgarın tükenmeyen ve elde etmek için çaba gerektirmeyen bir enerji olması bilim adamlarını bu konuda çalışma yapmaya teşvik etmektedir.
Araştırmaların ikinci bir kolunu da Güneş'ten elde edilecek olan enerji oluşturmaktadır. Yeryüzüne bir yılda düşen güneş ışığı enerjisi ise, hali hazırda kullandığımız toplam enerjinin 15 000 katı kadardır. Yirmi günlük gün ışığı, dünyanın toplam rezervlerinin içerdiği tüm enerjiye denktir. Dolayısıyla bu kaynakların yaygın olarak kullanıma geçirilmesiyle Altınçağ'da herhangi bir enerji ihtiyacı olmayacak, sanayi ve teknolojide Güneş, su ve rüzgardan çok büyük bir rahatlıkla faydalanılacaktır.
Internet, uydu
İnternet sayesinde Dünya üzerindeki tüm gelişmeler herhangi bir fark gözetilmeden, tüm halklara bilgi olarak anında ulaştırılabilmektedir. Bu şekilde insanlar arasında bilgi paylaşımını engelleyen tüm problemler tamamen ortadan kalkmıştır. Bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle giderek daha da hız kazanan internet, Altınçağ'da çok daha gelişmiş haliyle insanların hizmetinde olacaktır.
Altınçağ'da fiber optik kablolardan yapılan iletişim sayesinde kısa-uzak mesafesi tamamen ortadan kalkacaktır. Bu kabloların tüm dünya üzerinde geniş bir ağ oluşturması sayesinde bilgi alışverişi ve haberleşme çok büyük bir hız kazanacak, milyonlarca kitabın içerdiği bilgiyi bir saniyeden az zamanda kıtalar arası taşıma imkanı doğacaktır.
Yeryüzüne 20 gün içinde düşen güneş ışığının, dünyanın toplam enerji rezervlerinin içerdiği tüm enerjiye denk olduğu düşünülürse, bu enerjinin hayatın her alanında kullanıma geçmesinin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Güneş ve rüzgar enerjisinin yaygın olarak kullanıma geçirilmesiyle Altınçağ'da enerji sorunu tamamen ortadan kalkacaktır. Evlerde, ulaşımda, ısıtmada, elektriğe dayalı her türlü ihtiyaçta bu enerjilerden faydalanılacaktır.